Festival Var, Festival Var! - eventnews.onlineeventnews.online

8 Ağustos 2021 - 12:23

Festival Var, Festival Var!

Festivaller olmasaydı ne olurdu? Bu soru binlerce farklı görüşle yanıtlanabilir. Bizce festivaller olmasaydı, bir yanımız eksik kalırdı. Festivaller kaynaşmanın en önemli yanını oluştururken, bir arada yaşama kültürünün, paylaşımın, eğlencenin, ritmin, sanatın, uzlaşının, tanıtımın en önemli yönlerini içinde barındırır.

Umut Kaya
Boss Event Marketing

Şehirler ya da ülkeler, kendi kültürel birikimlerini tanıtmak için festivallere olabildiğince ağırlık verirken, markalaşma yolunda da bu yönüyle önemli adımlar atarlar. Hatta diyebiliriz ki, festivaller en az ülkelerin sanayileri kadar önemlidir. En az sanayi alanları kadar ülkelere fayda sağlar. Ekonomik ve tanıtım yönüyle de ülkelere döviz girdisi sağlayan en önemli mecralardır.

Festivaller ayrıca, istihdama sağladığı imkan ve olanaklarla da katkısı en yüksek alanda yer alırken, hafife alınmaması gereken, profesyonelce uygulanması gereken, sosyolojik-psikolojik-kültürel-ekonomik tüm yönlerinin eksiksiz değerlendirildiği organizasyonlar olmalıdır.

Festival organizasyonlarında eş zamanlı olarak 70-80 farklı sektörden şirketler gerçekleştirdiği üretim, uygulama ve hizmet yönleriyle bu oluşumlara katkı sunarken, ülkelerin turizm sektörü bu sac ayağının ilk beşinde yer alır ve sadece turizm sektörü düşünüldüğünde bile ortaya çıkan hareketlilik, binlerce insanın mutlu olmasının nedeni olur.

Dekor, ses, ışık ve çevre düzeni festivallerin olmazsa olmazıyken, en az bunlar kadar önemli olan tarafı sahne alacak sanatçı ve grupların çok iyi irdelenerek seçilmesidir. Festivaller aynı zamanda markalaşma yönlerinin başlangıcında yer alır. Eğer markalaşma serüveninde eksiklikler ya da hatalar barındırılan bir festival organizasyonu varsa, hiç yapılmaması, yapılmasından daha sağlıklıdır.

Çünkü bu süreç, bir şehrin ya da ülkenin binlerce izleyici-katılımcı tarafından eksik karşılanacağı gibi, başarı hikayesi gerçekleştirmek için çıkılan yolda, tam bir fiyaskoyla karşı karşıya kalınabilir. Sonrasında olumsuz düşüncelerin toparlanması neredeyse imkansız olur.

Dünyada festivaller konusunda öne çıkan ülkelere baktığımızda, dekor-sahne-ses-ışık ve çevre düzenlemesi için aylar öncesinden çalışmalara başlarken, festivale özel koreografiler belirlenir ve bu yanını tanıtım filmleri, ön saha çalışmaları, tasarımlarda ki ince dokunuşlar, herkesi hayran bırakan içerikleriyle, büyük güne kadar bu süreç devam eder.

Bazı kaynaklara göre dünya genelinde yaklaşık 150-200 milyar dolarlık bir dilimi temsil eden festival organizasyonlarında en büyük katma değer, şehrin ya da ülkenin tanıtımına sağlanır.

Peki Türkiye’de festival organizasyonları denilince, bu alanda ne kadar başarılıyız sorusunun cevabı verilirken, sağdan soldan elde edilen bilgiler yerine, bu işi iyi bilen duayenlerin ve elbette devlet içinde yer alan otoritelerin bu işi eksiksiz ele alması, sektöre yol gösterici fikir ya da bilgiler paylaşması, bu alana yatırım teşviklerini değerlendirmesi ve basma kalıp düşüncelerden sıyrılıp, uluslararası bazda başarı hikayesi oluşturacak projelere imza atması gerekir.

Sektör, son yıllarda çok başarılı işler yaptı, yapmaya da devam ediyor. Ancak adına festival denilen, ancak festival kavramından tamamen uzak gerçekleştirilen, kısa zamanda sadece para kazanma temelli düşünülen organizasyonlar; sektörü, şehri ya da ülkeyi sırtından hançerleyen en önemli etken olarak ortaya çıkarken, bu alanda standardizasyon kurallarının olmayışı, bir başka olumsuz etken olarak karşımıza çıkıyor.

Tüm kitle iletişim araçları kadar katkı sunar festival organizasyonları. Sosyal mecralarda fotoğraf paylaşımının nedenidir. Televizyon kanallarında, gazete sayfalarında, radyo yorumlarında yapılan haber ya da anlatımların nedenidir. Aslında haberi sağlayan öznedir. Ancak sosyal medyada yapılan paylaşımlar, televizyon-gazete ya da radyolarda yapılan yorumlar kadar özveriyle yaklaşılmadığı için, bu işi çok iyi bilen bir kaç organizatör dışında ciddiye alınmayan, sadece fotoğraf paylaşımı olarak ele alınan, sadece bir kaç yorum olarak geçiştirilen alan olarak algılanması, bu sektörün yara aldığı en önemli tarafların içinde yer alır.

Festivaller, bir kültürü ya da yaşayışı temsil ederken, tüm toplumların sıkı sıkıya sarılması gereken, eleştirmesi, yorumlaması, eksiksiz gözlem yapması gerekir. Sadece fotoğraf paylaşımıyla sınırlı olarak yapılan gözlemler, viral olarak festivali duyurmanın ötesine geçmez.

Müzik, sinema, tiyatro, edebiyat, resim ve sanatın diğer alanları adına gerçekleştirilen festival programları, ülkemizin ana gündem maddelerinden biri olmalı. Bu yönde hizmet veren kurum ve kuruluşlar eksiksiz desteklenmeli, üniversitelerde bu sektörü temsilen dersler ve hatta bölümler oluşturulmalı, sektör bilimsel yönleriyle ele alınıp, sanatsal tarafıyla misafirlerini karşılamalı. Turizm sektörü ile etkinlik sektörü işbirliği içinde olmalı. Hatta Turizm Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlarda sadece bu yönde temsil kurulları oluşturulmalı.

Festivaller ne kadar çok desteklenir ve ne kadar çok ciddiye alınırsa, ülkeler o kadar rahat nefes alır. O kadar tanıtımını güçlendirir. Dünya genelinde hiç olmadığı kadar söz sahibi olur. Çünkü içinde sanatın olduğu hiçbir yerde olumsuz düşünceler olmaz.

Dünya üzerinde öne çıkan şehirleri saymaya başlayalım dediğimizde hemen herkesin aklına Rio ve Rio ile özdeşleşmiş Rio Karnavalı gelir. Ya da Almanların Oktoberfest’i, Fransızların Cannes Film Festivali, Amerikalıların Burning Man Festivali, İspanyolların San Fermin ve Domates Festivalleri neredeyse çocuklarımızın bile aşina olduğu festivaller arasında yer alır.

Peki bizde durum nasıl? Akbank Caz Festivali, Antalya Altın Portakal Film Festivali, Adana Altın Koza Film Festivali, Zeytinli Rock Festivali öne çıkan festivaller arasında yer alırken yeterli mi? En iyisini gerçekleştirsenizde yetmez. Rakiplerinizin çok çok önünde bir festival organizasyonu sağlamamışsanız, dünyada haber bültenlerine girecek bir organizasyon ortaya çıkarılamamışsa, devlet destekleri işin içine katılmamışsa, olmaz. Eksik kalır. Özel sektörün olanakları her zaman kısıtlı kalacağı için dünyada ki rakipleri yakalama şansı o-la-maz.