“Event ajansları, sadece saha uygulama ajansları değildir” - eventnews.onlineeventnews.online

7 Ağustos 2021 - 01:22

“Event ajansları, sadece saha uygulama ajansları değildir”

Markalar arası rekabetin arttığı gibi, ajanslar arası rekabette her geçen gün artıyor ve bu iki tarafı da kalite ve farklılık anlamında kamçılıyor. Pragmatik methodlar ile etkileyici içerikler sunmak, deneyimleme modellerini geliştirmeye odaklanmak sektör olarak asli görevimiz. Bu sözler, Türkiye’nin en önemli etkinlik ajanslarından biri olan B’Event Yönetim Kurulu Başkanı Başak Bozkurt’a ait. Event News olarak Başak Bozkurt ile çok keyifli ve bir o kadar da derinlikli bir röportaj gerçekleştirdik.

“Event ajansları, sadece saha uygulama ajansları değildir”
Son Güncelleme :

12 Mart 2020 - 7:16

EventNewsOnline

Markalar arası rekabetin arttığı gibi, ajanslar arası rekabette her geçen gün artıyor ve bu iki tarafı da kalite ve farklılık anlamında kamçılıyor. Pragmatik methodlar ile etkileyici içerikler sunmak, deneyimleme modellerini geliştirmeye odaklanmak sektör olarak asli görevimiz. Bu sözler, Türkiye’nin en önemli etkinlik ajanslarından biri olan B’Event Ajans Başkanı Başak Bozkurt’a ait. Event News olarak Başak Bozkurt ile çok keyifli ve bir o kadar da derinlikli bir röportaj gerçekleştirdik.

Yeni nesil bir event ajansı olmanın gerekliliklerinden biri de aslında bakış açısını değiştirmek ve gelenekselin dışına çıkıp yapılmayanı yapmak.

Başak Hanım B’Event’ten söz eder misiniz?

5 yıl önce B’Event’i kurarken başkaldırı niteliğinde, sektöre katkı sağlayacak bir manifestomuz vardı: Event ajansları sadece saha uygulama ajansları değildir, aynı zamanda creative de olabilirler ve 360 derece pazarlama,
iyi planlanmış ve doğru yönetilen yaratıcı eventlerle anlam kazanabilir. Tam da bu sebeple ismimizi Trend & Eventsetter Company olarak seçtik; bu manifestonun hakkını vermeye gayret ettik. Bir şeyi ilk defa yapmak,
evente özel content yaratarak eventin kendisini anlamlı hale getirmek, brief’e bütünleşik çözümlerle katkı sağlamak ve tüm bu fikirleri güvenilir partylerimiz aracılığıyla hepbirlikte gerçekleştirmek bizim alamet-i
farikamız oldu. Marka işbirliklerimizin uzun soluklu ve sürdürülebilir olması, makul bütçeler ile hayata gecen yaratıcı çözümler ajans olarak değerlerimizin özünü oluşturuyor.

B’Event olarak ne tür projeler geliştiriyorsunuz?

B’Event olarak kreatif içerikler sunmaktan korkmuyor ve 360 projeler geliştiriyoruz. Markalarımız ile yeni bir ürün, lansman veya herhangi bir etkinlik için bir araya geldiğimizde onları dinliyor ve hedef kitlesi ile buluşmalarında, birebir temaslarından dijital yansımalarına kadar ortak bir dil oluşturabilmek adına markaya & projeye uygun platformlarda çözümler sunuyoruz. Yeni nesil bir event ajansı olmanın gerekliliklerinden biri de aslında bakış açısını değiştirmek ve gelenekselin dışına çıkıp yapılmayanı yapmak. Bu yüzden birçok markamızla artık yalnızca sahada uygulanabilecek fikirleri konuşmak yerine bir konsept belirliyor ve bu konsept dahilinde olabilecek tüm platformları kullanmayı öneriyoruz.

Şirketinizin gerek sektör içinde ve gerekse ülkemiz genelinde elde ettiği deneyimlerden ve kazanımlarından söz eder misiniz?

Kuruluş amacı ezber bozmak olan bir ajans B’ Event. Vaadi ilk günden beri büyük hayallerin hayata geçebileceği oldu. İşte bu yüzden sürekli yeni içerikler bulmaya hevesli ve birçok farklı dalda trendleri takip eden bir kadrodan oluşuyor. Sektörü sürekli takip ediyor ve yapılmayanı bulmaya çalışıyoruz. Örneğin ilk 3 yılımıza Türkiye’de yapılmamış 3 büyük etkinlik sığdırdık ve bu projeler gerek etkileşim gerek PR anlamında çok ses getirdi. Bu da markaların bizi diğer ajanslardan farklı olarak, daha yaratıcı ve daha cesur bir ajans olarak konumlandırmalarını sağladı. Bu cesur tavrımızın gerek ajanslara, gerekse markalara iyi bir örnek olduğunu ve daha iddialı etkinlikler yapılmaya başlandığını söyleyebiliriz.

Başarılı bir etkinliği nasıl tanımlarsınız?

Başarılı etkinlik doğru iletişim ve doğru deneyim demektir. Verilmek istenen bilgi doğru yer ve zamanda veriliyor, koşullar ürünün amacını ve varoluş sebebini destekliyorsa, ürünün veya kampanyanın sağladığı fayda ve ayrıcalıklar net bir dille vurgulanıyorsa etkinlik doğru planlanmış demektir. Tüm bunların yanı sıra akılda kalmak, farklılaşmak ve konuşulmak marka bilinirliğini desteklerken etkinliğin de başarısını pekiştiren önemli kriterlerdir. Binlerce markanın aynı amaçlarla hedef kitleye dokunduğu ve onu kazanmaya çalıştığı rekabet ortamında inovatif olmak en önemli beceridir.

Etkinlik projelerinin hazırlık evrelerinden söz eder misiniz?

Projenin onaylanması ile başlayan ve hayata geçeceği güne kadar hız kesmeden devam eden emek yoğun bir dönemden bahsediyoruz. İçerik bazlı ihtiyaçların belirlenmesi ile tedarikçi seçimi süreci başlıyor ki yol arkadaşınızı doğru seçmeniz hayati önem taşıyor. Ajans içinde sürdürülen tasarımsal ve içeriksel detaylar son güne kadar marka ile ortak yürüyen fikir alışverişleri ile şekilleniyor. Anlaşmalar, onaylar, üretimler ve satın
almalar ve tüm ihtiyaçlar tamamlanıyor ve uygulama zamanı geldiğinde koordinasyon kabiliyetimiz ile tüm parçalar bir araya getiriliyor. Zamanlama, planlama, iletişim ve uygulama kalitesinin önemi bu noktada ortaya çıkıyor. Kontrol ve olası krizleri öngörmek, alternatif çözüm metotlarını hazırda bulundurmak ve konuya hakim bir ekip ile çalışmak her zaman başarıyı beraberinde getiriyor. En zor ama en dinamik olan haz.

Müşterilerden gelen briefleri yeterli buluyor musunuz? Ajanslarla sağlıklı briefler paylaşıldığını düşünüyor musunuz?

Burada bir genelleme yapmak istemem ama rahatlıkla söyleyebilirim ki her geçen gün ne istediğini bilen ve açık ifade eden marka sayısı artıyor. Birkaç sene önce briefler havada kalıyor, ürün ve kampanyadan bağımsız benzer cümleler ile benzer beklentiler ifade ediliyordu. Şimdilerde ise pazarlama ekipleri çok daha donanımlı ve konularında uzman. Ne istediğini bilen marka, briefi her zaman çok daha net ve yönlendirici oluyor. B’ Event olarak sürdürülebilirlik çok önemli bir değer, buna bağlı olarak aynı markalarla yıllardır çalışıyor olmak brief konusunda da büyük bir konfor alanı yaratıyor. Markaları tanıyoruz, gelişim evrelerine hakimiz ve çoğu zaman kısacık briefler ile onları anlayabiliyoruz.

Event sektörü sizin için ne ifade ediyor?

Ben event sektörünü pazarlamanın sıcak temas kuran, samimiyet yaratan ve ulaşılabilirlik sunan gelişmiş kası olarak görüyorum. Ekranların arkasında değil tam karşınızda, yanınızda gördüğünüz markalar. Otomatik yanıt sistemleri değil bireyler ile açık iletişim kurabildiğiniz alanlar. Dev duvar ilanları değil göz teması kurulan gerçek yaşamdan zamanlar. Vaatler değil deneyimler. Kişilerin markayı ve ürünü kendi hayatının içinde bulduğu, deneyimleyebildiği en kuvvetli pazarlama yönteminin event marketing olduğu görüşündeyim. Esnek yapısı, gündemi takip edebilme ve ayak uydurabilme yeteneği, yaratıcılık odaklı bakış açısını çok sesli bir koro olarak tanımlıyorum. İşte bu sebeple markalarımızın hedef kitleleri ile kuracağı temasları özenli çalışmalar ile belirliyor ve en doğru yöntemleri bulmaya çalışıyoruz. Yaratıcı anlatım yöntemleri, akılda kalan deneyim kanalları sunarak sektörün temas gücünü ve ayrıcalıklı yapısını aktif şekilde kullanmaya özen gösteriyoruz.

Event Sektörünün, ülkemizde yeterince kurumsallaştığına inanıyor musunuz?

Yalnızca event değil genel olarak yaratıcı endüstride kurumsallaşmak çok kolay değil. Dahası, gerekli mi ondan da emin değilim. Yaratıcılığın sınırsızca beslenmeye ihtiyacı var. Kurumsal kültür, eğer yaratıcılığı ve inovasyonu destekliyorsa ne ala… Bence ajansların ihtiyaç duyduğu şey ne olduğuna dair üzerinde anlaştığımız o kurumsallaşma mevhumundan uzak durup, daha çok özgürlüklerin desteklendiği, ancak şeffaflık ve hesap
verebilir bir kültür inşa etmek.

Ülkemizde gerçekleştirilen etkinlik projeleri hakkında ki görüşlerinizi alabilir miyiz? Yeterli kaliteye sahip olduğunu düşünüyor musunuz? Hedeflenen izleyici kitlesine hizmet verilebiliyor mu?

Hayata geçirilen projelerin çeşitliği, hedef kitle farklılıkları ve projeden beklenen faydalar; sonucu birebir etkileyen değişkenlerimizi oluşturuyor. Bu nedenle bu soruya genel bir yanıt vermek sağlıklı olmaz, her projeyi
kendi dinamikleri ve kendi hedefleri ile değerlendirmek gerekir. Gerçekleşen etkinliklerde genel kalite ölçümü yapmak da aynı şekilde sağlıksız olur lakin konuyu içerik ve yaratıcılık bazlı değerlendirirsek birbirini tekrarlayan modeller ile karşılaşmıyor değiliz. Genel olarak her geçen gün daha etkili, yaratıcı projeler görsek de kolaya kaçmalar elbette oluyor. Reklamcılık ve dijital pazarlama kanallarında içerik yaratmak için verilen emek artık etkinlik sektöründe de fazlasıyla harcanıyor. Markalar arası rekabetin arttığı gibi ajanslar arası rekabette her geçen gün artıyor ve bu iki tarafı da kalite ve farklılık anlamında kamçılıyor.

Pragmatik methodlar ile etkileyici içerikler sunmak, deneyimleme modellerini geliştirmeye odaklanmak sektör olarak asli görevimiz. Dönem dönem kısıtlı zaman, dönem dönem bütçe sınırlamaları buna engel olsa da yüksek efor ve yeni jenerasyon bakış açıları ile kalite standardımızı yükseklere taşıyoruz. Ben sektörün çözümleme yeteneğini, yaratıcılığını, fayda sağlayan içerik üretim kabiliyetini her geçen gün geliştirdiğini düşünüyor ve daha da iyiye gideceğine inanıyorum.

Event Sektörü ve sektör aracılığıyla 60 farklı iş kolu, başarılı bir projenin hayata geçmesi için yoğun çalışmalar sergiliyor. Sizce yapılan bu çalışmalar karşılığını alabiliyor mu?

Bu sektör inanılmaz bir emek ve koordinasyon sistemi üzerine kurulu. İş kollarının uyumu, kalite standartları, doğru planlama kabiliyeti, dinamik bir takım kurmak ve inovatif olmak etkinlik yönetiminin en önemli kısmını
oluşturuyor. Bahsettiğim planlama doğru yapılırsa, kesinlikle takdir gören bir başarı elde ediliyor. Ben iyi düşünülmüş ve doğru uygulanmış bir projenin karşılıksız kalacağına hiçbir zaman inanmadım ve tecrübe etmedim. Yeter ki gerekli özeni gösterelim ve fikir ihracatına açık olalım. İş kolları ile yapılan görev paylaşımı kadar fikir paylaşımı da yapabilmek etkinlik yönetimine değer katan bir çalışma metodudur ve her zaman başarı ve takdir gören sonuçlar sağlar.

Ülkemizde ya da şehrimizde yer alan etkinlik mekanları ve toplantı/kongre mekanları ile otellerin, uluslararası organizasyonlar için yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? Alt yapı ve konfor olarak dünya ile mukayese ettiğinizde neler söylersiniz?

Kesinlikle düşünmüyorum. Projeleri hayata geçirme aşamasında en çok zorlandığımız konu mekan seçimi diyebilirim. Yarattığımız konsepti taşıyabilecek, gerek uygulama gerek tamamlayıcılık anlamında etkinliğe değer katacak, alt yapısal olarak rahatlatıcı çözümler sunacak mekan sayımız çok az. Katılımcı sayısı arttığında seçeneklerin 5 -6 ile sınırlanması, ihtiyacın ne kadar fazla olduğunu gösteriyor. Kendi etkinlik ihtiyaçlarımızı dahi karşılamayan mekan eksikliği ve tek tipliliği uluslararası organizasyonlarda tercih edilmememize bile neden olabiliyor kanaatindeyim.

Sosyal medya aracılığıyla mı? Yoksa son kullanıcının bir etkinlik kapsamında dokunarak ya da tadarak elde ettiği veri mi olumlu sonuçlar ortaya çıkarır ve satışları artırır?

Aslında sosyal medyayı, etkinlikle veya bir mecrayı başka bir mecrayla kıyaslamak bence bizi doğru bir sonuca götürmez. Çünkü bir mecrayı kullanırken o mecrayı ne için kullandığınız önemli. Örneğin sosyal medyayı online satışa destek olması için de kullanabilirsiniz, bunu bir itibar yönetim mecrası olarak da görebilirsiniz. Televizyonda bir imaj kampanyası da yapabilirsiniz, bir ürün indirim kampanyası da. Ancak yine de etkinlik yönetiminin bu mecralardan farklı olduğunu söylemem gerekiyor. Çünkü markaya tüketicisiyle doğrudan temas etme ve deneyim yaşatma imkanı veriyor.

Diğer iletişim mecraları hedef kitleye yalnızca erişim imkanı verirken etkinlikler, o kitleye birebir dokunma fırsatı yaratıyor. Bugün hazırladığımız her projede sosyal medya entegrasyonuna önem veriyor ve mutlaka kullanımını öneriyoruz. Düşük bütçeler ile daha çok kişiye ulaşarak etkinliği genişletiyor ve bu kanalın hızlı iletişim kabiliyetinden faydalanıyoruz. Ve biliyoruz ki sosyal medya projeleri de ya lansman ya da proje final aşamasını bir etkinlikle destekleniyor. Bu sebeple günümüz şartlarında bu iki güçlü kanalı birbirinden ayrı düşünmemeliyiz.