eventnews.online

Çocuklara Yönelik Etkinlikler Uzmanlık Gerektirir!

Çocuklara Yönelik Etkinlikler Uzmanlık Gerektirir!
Hakan Türkkuşu
Hakan Türkkuşu( [email protected] )
262 views
18 Kasım 2019 - 10:21

Günümüzde etkinlik kavramı nasıl sınır tanımadan genişliyorsa, katılımcı profili de hızla değişiyor. Etkinlik denilince akla ilk gelen sportif ve müzikal faaliyetler bugünün genç bireylerine yetmiyor. Yaşları 18’in altındaki bu yeni profil her ne kadar kendi alanlarına sığınmayı tercih ediyor olsa da bilimden ekolojiye, teknolojiden doğaya hemen her alanda beceriler edinmeleri ve kendilerini geliştirmeleri gerekiyor. Bunun için de yepyeni seçenekler sunmak bizlere düşüyor. Bu konuda çalışacakların da yeni nesil etkinlikleri “eğlenirken öğrenmek, öğrenirken eğlenmek” anlayışı ile tasarlaması gerekiyor.

Hakan Türkkuşu

Bugünün gençleri her ne kadar yetişkinler tarafından “#çocuk” yerine konulsa da etkinlik tasarımı ve yönetimi alanında çalışan profesyonellerin, bu grubu öncelikle “çağımızın genç bireyleri” olarak tanıması gerekiyor. Burada anahtar sözcük “#birey”. Her tür bilgiye erişmelerinin, hemen her konuda istediklerine elde etmelerinin kolaylaşması beraberinde zahmetsiz bir yaşamı getirirken ne yazık ki kimi alanlarda da becerilerin yitip gitmesine sebep oluyor.

Bu noktada akla ilk gelen dijital dünya, cep telefonları, tabletler, uygulamalar (apps) ve e-oyunlar oluyor. Bunların hiçbiri yanlış değil elbette ancak genç bireylerin yaşamlarında bunlara olan yakınlıkları, bağlılıkları ve dahası bağımlılıkları pek çok açıdan eğitimcileri endişelendiriyor. İntihar ettiğini anlayamayacak kadar gerçeklikten kopmaların sebep olduğu ölümlerden dijital dünya ile en önemli bağlantısı olan cep telefonundan (ya da tabletinden) uzak kalacağı korkusu anlamına gelen nomofobi (mo mobile phobia) bu tür tehditler arasında ilk sıraları alıyor. Öte yandan çimene basamayan bebeklerden toprağa dokunamayan çocuklara, aslanı görse sevecek ama sineğin sesini duyduğunda kaçacak yer arayan genç bireylerde giderek yaygınlaşan doğadan korkma hali olan ekofobi (ecology phobia) bu tehdidin bir başka yanı.

Kendi kişisel gelişimi için çevresini daha iyi gözleyip, tanıması ve akranları ile yüz yüze arkadaşlıklar geliştirmek yerine bir kenara çekilip hatta kendini kapatarak hareketsizleşmeleri de ileri ortaya çıkacak çok ciddi sağlık sorunlarının habercisi.

Peki ne yapmalı?

Bir anlamda sürüden ayrılmalı, “herkes böyle yapıyor” argümanına sığınmaktan vaz geçilmeli, yeni bir rota çizilmeli…

Hangi konulara odaklanmak gerek?

Genç bireylerin önüne barikatlar konuldukça, yasaklamalar getirildikçe bunu aşmaya yöneldikleri ve sözde alınan bu tür önlemlerin hiç bir işe yaramadığı zaten malum. Herkesçe bilinen bu durum, uzmanlar tarafından da sıklıkla seslendiriliyor.

1980 öncesi doğan X kuşağı yani günümüzün yetişkinleri için Y kuşağı; tek kelime ile “uyumsuz”. Bunun başlıca sebepleri de otoriteyi ve çalışmayı sevmemeleri, kendilerini ispat etmek için gerçekçi olmaktan uzak talep ve tavırları yeğlemeleri. Her iki kuşağa göre de Z kuşağı; yani 2000’den sonra doğanlar, tam anlamıyla “saygısız”. Oysa sabırsız olmaları, aynı anda birden çok konuya yönelmeleri, geleneksel davranışlara değer vermemeleri ve düşüncelerini nezaket sınırlarını aşıp aşmadığına bakmaksızın doğrudan söylemeleri bu anlama çekilmemeli…

Dünyanın onlar için çok da uygun olmadığını göz önünde tutmakta yarar var. Hatta sıkıcı olduğunu bile düşünmek gerekebilir. Bu sebeple genç bireyler için sevmedikleri sıkıcı dünyada sunulanların yerine yaratıcı çalışmalar kadar yenilikçi aktiviteler, doğru yaş grupları kadar keşif yapacakları etkinlikler çok önemli. Önemli ne ki, gerekli…

Çocuklara hazır verilenler gösterişli, çekici hatta görsel açıdan son derece görkemli olabilir. Bunlar sosyal medya paylaşımları için de eşsiziz muhakkak ama çocuklar için ne kadar yararlıdır? Bazen kaldırımdaki bir su birikintisi, bazen de çamurlu toprak daha cazip gelir çocuklara. Bir kuru yaprak ya da dal parçası çocuklar için yeni dünyanın kapısını açan #anahtar oluverir. Elindekinin ne olduğu ya da nereye bastığı hiç önemli değildir, hayal dünyasında ne varsa ve nereye gittiyse oradadır bunlar sayesinde.

Yaratıcılığı desteleyen oyunlar ve atölyeler

Farklı yaş grupları arasında en yaygın olanlar #dans, #drama, #resim, #marangozluk ve #yemek. Dans; giderek uzaklaşılan #folklor ile başlayıp baleye kadar uzanan ve işin içine #müzik başta olmak üzere fiziksel becerilerin gelişimine de olanak sunan pek çok unsuru çocuklara sunmanın bir yolu. Drama; sadece teatral çalışmalar ile sınırlı kalmayan rol model çalışmalarına, #diksiyon ve beden diline uzanan sayısız becerinin kazanmasına zemin hazırlıyor. Resim; çok çeşitli malzemelerin kullanılarak ortaya renk cümbüşü çıkartılmasının yolu olduğu gibi boyanın dışında kullanılan hamur ve diğer objeler ile plastik sanatların da başlangıcı olarak farklı olanaklar sunuyor. Marangozluk; el aletleri tanımak ile başlayan beceri edinme ve geliştirme yolculuğunda çivi çakmaktan tahta kesmeye, parçaları birleştirmekten #maket yapımına kadar çok farklı seçenekler sunuyor, günümüzde talebi giderek artan marangozluk atölyeleri için adeta hazırlık sınıfı oluyor. Yemek ise #mutfaksanatları perspektifi ile elde yoğurulan hamurdan makarna yapımı, birbirinden lezzetli malzemelerin uygun biçimde eşleştirilmesinin neticesi olarak özgün kurabiye ve kek pişirme, meraklısı için suşi hazırlama gibi alışılmışların yanında sıra dışı olanaklarını da barındırıyor.

Yaşlar büyüdükçe seramik boyama, animasyon, mizah, sabun, mum yapımı atölyeleri devreye giriyor. Arkadaşlarına doğum günü hediyesi olarak özel tasarım fincan veya kupalar ile farkındalık yaratmak, aile bireylerinin fotoğrafları ile bilgisayar başında kısa canlandırmalar ile evin yıldızı olmak, kullanıldıkça el yıkayanın eline kokusu ile kaplayan sabunlar ya da yandıkça bulunduğu odanın havasına iç açıcı kokular katan mumlar üreterek yaratıcılığını sergilemek. Bu sayede de toplayacağı takdir ile kendine olan güvenini pekiştirmek.

Zihinsel gelişim için satranç ve STEM

Günümüzde giderek daha çok göz ardı ediliyor ve çocukların dünyasından uzaklaşıyor olsa da #satranç, çocukların strateji geliştirmesine doğrudan eşsiz bir katkı sağlıyor. Taşların yerini çocukların alacağı, ne zaman nasıl hareket edeceğini bilerek ve hamle sırasının gelmesi için sabretmeyi öğrenecekleri dev bir satranç, hemen her belediye için hem düşük maliyetli, hem de çocuk parklarına değer katacak bir oyun alanı ve atraksiyon fırsatı.

Son yıllarda popülaritesi aratan robotik, 3 boyutlu yazıcılar ve kodlama çalışmaları kısaca #STEM olarak anılan bilim (science), teknoloji (technology), mühendislik (engineering) ve matematik (mathematics) disiplinlerini buluşturuyor. Bu buluşma kutudan çıkan kablo, pil, lamba gibi temel elemanların birleştirilmesi ile ortaya çıkan elektrik devrelerinden tekerlek ve motor gibi görece daha gelişmiş elemanların devreye gireceği hareket edebilen tasarımları da mümkün kılıyor. Biraz çaba ve deneyim ile minyatür heykellerden rengarenk oyuncaklara pek çok objeyi 3 boyutlu yazıcıda basmak da bu anlayış içinde yer alıyor.

Her zaman doğa ile iç içe olmak…

Şehir yaşamında çoğunlukla beton hücrelerde yaşamaya mahkum edilen çocuklar için doğa, adeta bir masal ülkesi. Bu ülkede bereketli #toprak, temiz #hava, akarken içilebilen #su var ama biz yokuz… İnsanın dahil olduğu doğada ise ne yazık ki yanıp yok olan ormanlar, nesli tükenen ve yok olan hayvanlar, kuruyan göller ve nehirler var sadece… Oysa genç bireylere doğayı sevdirebilmek için önce tanıtmak ve tekrar tekrar anlatmak gerek.

Dünyanın en eski canlılarından biri olan solucanları tanımak, yararlarını öğrenmek ve organik atıkları değerlendirerek gübreye dönüştürecek bir solucan evi kurarak vermikültür konusuna girmek mümkün… Aile bireylerine para harcamadan ve karbon ayak izi üretmeden sadece eski gazeteleri kullanarak rengarenk açacak tohum topları yapmak da mümkün… Evlerde, mutfaklarda, balkonlarda hatta pencere kenarlarında bir kısım şifalı bitkiyi tohumdan ya da fideden yetiştirmek ve her sofra için bunların hasatını yapan küçük birer çiftçi olmak da hiç zor değil.

Çocukları toprak, hava ve su ile buluşturan az sayıda da olsa etkinlik ve aktivite mevcut. Her manav veya markette atılan tahta sandıklarda mini bahçeler kurup, tarımla uğraşmak son derece kolay. Maydanoz, nane, roka, biberiye gibi şifalı bitkiler yetiştirmek hiç de zor değil. Biber ve domates tohumları ile yumurta kartonu içinde ilk fideleri yetiştirmek her zaman güzel bir başlangıç. Avokado çekirdeği ile ilk fidancılık deneyimi edinmek, hatta portakal, mandalina ve limon çekirdekleri ile işi büyütmek. Su eksik etmemek ve güneş görmelerini sağlamak yeterli…

Genç bireylerin salyangozdan bıldırcına, sokak kuşlarından akvaryum balıklarına ve diğer canlılar için yuvalar, evler, barınaklar kurarak tv’deki belgeseller yerine gerçek yaşamlarını izleyebilecekleri ortamlarda öğrenecekleri tam anlamıyla paha biçilmez olacaktır. Kanatlı ve kuyruklu kardeşler edinecekleri için yaşamları boyunca ne hayvanlara, ne bitkilere ve de diğer insanlara zarar vermeyecek bireyler olarak yetişeceklerdir.

Doğada kısa yürüyüşler (hiking) ile başlayıp konaklamalı (trekking) ve hatta çadır (camping) deneyimi edinecekleri maceraları da göz ardı etmemek gerekir. Toprağa

dokunmak, suyu tatmak, havayı koklamak ancak ateş yakmayı ve söndürmeyi öğrenerek bütünlenecek bir başka dünyayı tanımalarını sağlayacaktır.

Sayı sayabilen beyin yetmez, güçlü bir beden de gerek!

Çocukların bedensel gelişiminin en az zihinsel gelişimleri kadar önemli olduğunu bilmeyen yok. Ama iş uygulamaya gelince hele de küçüklerin en küçük şikayetinde bedensel faaliyetlerden ve sportif etkinliklerden vaz geçen çok! Oysa dersler ile sürekli çalıştırılan beyinlerin yanında egzersizler ile çalıştırılan bedenler de gerekli.

Yaşlarına uygun sportif faaliyetler; yürüyüş, yüzme, bisiklet, kayak gibi bedenin simetrik gelişimini sağlayacak ve destekleyecek branşlarda yapılacak sportif çalışmalar çok daha öncelikli ve önemli.

Beyin bir yanı ile estetik ve sanatsal konulara yatkın, diğer yanı ise analitik düşünme açısından iyidir. Sağı ile solu, birbirinden farklıdır ancak ikisi birlikte, bir bütün olarak bireyin zihinsel gücünü pekiştirir. Peki ya beden, beden bu resmin neresinde? Beynin beden ile, zihinsel yanın fiziksel yan ile birbirini tamamlaması gerekmiyor mu?

Bu soruya “evet” diyorsanız, bu yazıdaki tüm hashtag’ler ile arama yapmaya başlamanızı ve çocuğunuz için etkinlik planı yapmanızı öneririz. Elbette önünüze ilk çıkan ile değil hem çocuklara formasyon kazandırma, hem de etkinlik alanında uzman olanlar ile…

Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -

Event News Online | 2019-2020 | Sitede yer alan haberler telif hakları yasası kapsamında koruma altındadır. İzin alınsa dahi kaynak gösterilmeden kullanılamaz.