eventnews.online

Bir Angola Rüyası

Bir Angola Rüyası
Yusuf Cihan Süslü
Yusuf Cihan Süslü( [email protected] )
Event News
11 Kasım 2019 - 18:42

Dünya Turizm Forumu’nun bu yıl ki etkinliği Afrika ülkesi olan Angola’da yapılacağı belirlendiğinde tüm ekip ülkeyi araştırmaya başladık. Dili Portekizce olan ve uzun yıllar savaş yaşamış, yer altı kaynakları ve doğal güzellikleri ile Afrika’da yükselmeye başlamış bir ülke olduğunu gördük. Turizminde baş göstermesi ile yeni yatırımlar ve kaynakların gerekliği söz konusu olmuştur. Tüm bunların dışında asıl bahsetmek istediğim, aslında geçmişi geleceği değil orada ki yaşadıklarım ve gördüklerim.

Dünya turizm formunun etkinliğini yapmak üzere İstanbul’dan 30 kişilik bir ekip ile yola çıktık her kes heyecanlıydı ve ülke hakkında konuşmaya başladık. Tüm ekip ilk defa hiç tanıtılmayan bir ülkeye; Angola’ya gidiyorduk. İstanbul yeni havalimanından 16 saatlik bir yolculuk bizi bekliyordu. 6 saatlik bir uçuşun sonunda Etihiopian vardık. 4 saatlik bir beklemenin ardından 6 saatlik bir uçuş sonrasında Angola’nın Luanda şehrine iniş yaptık. Hava alanında bizleri Angolalı iş partnerlerimiz karşıladı. Ülkelerinde turizmin misafirperverliğine hazır olduklarından bahsettiler. Türkiye’nin turizm geçmişi başarıları dünyanın her yerinden hissediliyor ve biliniyordu. Bu başarılarda bizler için gurur verici bir olaydı. Bizlerde kendi ülkelerinin turizm kaynaklarını merak ediyorduk. Gezilecek yerlerini? nasıl bir destinasyona sahipler? Restoranlarını, otelleri, kültür, yaşam ve eğlence yerleri, para birimleri, dolar -Euro kurları gibi birçok soru ile sohbetimiz otele varıncaya kadar devam etti. Yolculuk esnasında bitaraftan sohbet ederken bitaraftan da Şehrin sokaklarına gözlemliyordum. İnsanları inceliyor, çok net bir doğal yaşam görüntüsünün samimiyeti ve sıcaklığıyla büyüleniyordum.

Düşünsenize Afrika denince hep belgeseller gelir insanların aklına ama aslında burası tamda belgesellerin yaşandığı gerçek yaşam alanları. İnsanlar, tüm belgesellerde gördüğümüz vahşi yaşamın içinde, birlikte ve bütün… Burası tüm Luandalı insanların yaşam alanı! Yaşamın Vahşi doğa ile iç içe olması ve tüm bunları bir ekran karşısında değil de canlı canlı görmek içimde inanılmaz bir heyecan yarattı. Ülkeyi daha da tanımak ve içselleştirmek inanılmaz bir isteğe dönüştü. Otele geldiğimizde bizleri güler yüzlü bir resepsiyonist karşıladı” Angola Luanda’ya hoş geldiniz sayın sinyor “dedi. Sıcak bir karşılamanın ardından odalarımıza yerleştirildik. Otel İstanbul’da veya Antalya’da sahip olduğumuz otel ve otel odaları gibi değildi. Fakat gelişmeye ve yeniliklere hazır bir ülke olan Angola ve bu amaçla burada olan ekibimiz işte bu noktada buradaydı ve Angola rüyası o gece tüm bu izlenimlerle başladı. Kendi kendime şunu düşündüm; incelediğin ve gördüğün her yeri nasıl hayal ediyor ve nasıl görüyorsan onu gör ve yaşa… Sabahın ilk ışıkları ve bu düşünceler ile ilk Angola da ilk günümüze uyandık.

Ekipçe kahvelerimizi yudumlarken iş planlarını yapıyor bir yanda da nefis Portekiz tatlısını yiyorduk. Sabah kahvaltılarımız tatlı ve meyve dolu geçecek gibi duruyordu! ama olsun Angola kültürünü ve yaşamını içselleştirme isteğim işte bu farklı kahvaltı tarzıyla başlamış oldu. Yeni destinasyondan keyif almak ve model oluşturmak için iyi bir fırsattı. Ekip ile birlikte planlarımızı hazırladık, görülmesi gereken yerler listesi çıkarttık. Liste bayağı kabarıktı. İlk önce doğa ve doğal yaşam ile başlamak istedik. Tarihi ve doğalı görüp sonra şehir merkezlerine, gece eğlencelerine, otellerine, sahillerine, restoranlarına gitmeyi bu sıralamayla uygun gördük. Ben buna hayatın gelişim sırası diyorum. Turizm de bence bu çok önemli, bir yaşamı incelmek için önce tarihi gelişimi ve kültürünü incelemek turistlere çok keyif ve bilgi verdiğine inanıyorum. Bu şekilde hazırladığımız gezi planının ilk durağı Cuanza nehri oldu. Çünkü Portekizliler bu nehir sayesinde Angola’ya karşı savaş kazanmış ve böylelikle uzun yıllar Portekiz krallığı hüküm sürmüştü. Nehrin ülke içinde büyük bir öneme sahip olması para birimlerinin adını da Cuanza yapmıştı. Nehir tam bir zenginlik simgesi ve halkın en büyük geçim kaynağı. Geçim kaynağı denildiğinde herkesin aklına balıkçılık geliyor ama değildi nehirden topladıkları değerli kabuklar, sedefler ve incilerdi ve nehirde aynı zamanda timsahlar hüküm sürmekte idi dolayısı ile halk çok zor şartlar altında bu değerli sedefleri ve incileri topluyorlardı.

Nehir 965 km uzunluğunda ve Atlantik okyanusuna dökülüyor. bu bilgiler ile otelden bizi alan safari araçları ile nehre doğru yola çıktık. Yolda giderken şehirden uzak kırsal bölgelerden geçtik ve daha çok köy hayatını anımsatan yerler gördük domuz yavruları ile oynayan çocuklar çamaşır yıkayan kadınlar sırtlarında çocukları ile geziyorlardı. Harika bir yaşam belgeseli hissiyatı veriyordu. Yol boyunca timsahları canlı görme merakım beni heyecanlandırıyordu.  Cuanza nehrinin tamda denize döküldüğü yere geldiğimizde güzel, ufak bir tesise ulaştık, muhteşem bir ortam vardı. Tesiste harika bir açık büfe kahvaltı vardı. Sabah kahve ve meyveden sonra bu lezzetli kahvaltı bizi mutlu etmişti. Cuanza nehrinde bot turumuz başladı nehrin tam 40 km alanını gezdik maymunları ve yerli halkı gördük ama şansımıza timsahlara rastlayamadık. Tabi bizler bu arada turların ve gezilerin nasıl olması gerektiği ile ilgili notlar alıyor, fotoğraflar çekiyorduk. Fotoğraflara dikkat ettiğimde o kadar güzel bir manzara vardı ki tüm Angola süresince gördüğümüz yerlerden çıkan kareler sanki bir fotoğraf sergisi açılabilir güzellikte idi. Nehirde ki 2 saatlik bot turumuz bitince kurt gibi acıkmıştık tamda iskeleye yanaşacaktık bir balıkçı kayığı gördük oltasına bir balık takılmış ve var gücü ile asılıyordu.

Tutuğu balığı kayığa çıkardı inanılmaz büyük bir balıktı tur yetkilileri ile konuştuğumuzda 30 yakın balık çeşidi olduğunu söylediler.  Tutukları bu büyük balıklardan hatta bir albüm yapmışlar ve fotoğraflar muhteşemdi. Öğle yemeğinde bizi orfoz balığı bekliyordu harika karidesler ve deniz canlıları ile öğlen yemeğimizi yedik ardından da Kissama Nationel parkına doğru yola çıktık. Hayvanların doğal yaşamlarını görecek ve fotoğraflayacaktık. Park, 9.960 kilometrekarelik bir alanı kaplamakta ve Angola’daki en büyük milli parklardan biriydi. Aynı zamanda Batıda Atlantik Okyanusu ile sınırlı 120km’den fazla kıyı şeridi bulunmakta. Kuzeyde Cuanza nehri ve güney sınırında Longa Nehri yer almaktadır. Park Cuanza nehri için büyük bir taşkın ovası niteliğindeydi. Çünkü alçak rakımlı alanda olmasından kaynaklanmasından dolayı. Parktaki vahşi hayvanların nüfusu, iç savaşlar, kaçak avlanma ve park alanındaki insan faaliyetlerinin artması nedeniyle yıllar içinde azaldığını öğrendik. Yine de zürafalar ile selfi çekebilmek için yarışıyorduk safari arabalarında sesiz ve meraklı bir şekilde dolaşıyorduk her an bir vahşi hayvan ile karşılaşa bilemek çok heyecanlıydı 4 – 5 saatlik bir gezi esnasında bu vahşi hayvanlara Yakın durmak inanılmaz bir duygu kesinlikle kissamaya gelmelisiniz. Bu turun sonunda parkın en yüksek tepesinden nehri izlemek ve soğu bir şeyle içmek ise turun en mutlu sonuydu.

Ertesi gün ki yolculuğumuz Namib’e olacaktı otele dönerken buralara tüm dünyanın ilgi göstermesi gerektiğini düşündün turist olarak geldiğiniz de hiçte pişman olmayacağınız macera dolu bir tatil fırsatı Angola bence otelde akşam yemeğimizi yedikten sonra geziyi konuşmak üzere Ilyada semtinde bulunan D-Cigares isimli puro cafeye gittik. Bir oda dolusu purolar vardı. Hangisini içemem gerektiği konusunda gerçekten hayrete düştüm. Ama bence bu güzel cafe de hepsi güzel ve ilgi çekiciydi. Günü puro içerek bitirmekte ayrı bir güzellik.

İkinci güne gün ışımadan kalmıştık Luanda’dan Namibe gitmek için hava alanına doğru yola çıktık. 1 saatlik uçak yolculuğundan sonra safari araçları uçsuz bucaksız bir çölün ortasında bir grup araç ile ilerliyorduk. Yine bir merak ve heyecan kapladı içimizi yerli halk ile tanışacaktık. çöl ile denizin bir arada olduğu bir yerdi Namibe yeşil alanı çok az yine bir vahşi yaşam vardı bu topraklarda bu yaşama ayak uyduran ve yaşana insanlar beni inanılmaz şekilde büyülüyordu bu yaşam insanoğlunun başarısının bir kantı idi. Yerli halk başka dil ile konuştuğunu duydum Portekizce değildi.

Öğrendik ki Angola’da yerli halkların dilleri farklıymış ve 27 ayrı dil mevcutmuş çok ilgi çekici bir durum benim için bu kadar farklı dil varken bu kadar insan 27 yıl bir tek şey için nasıl mücadele ettiler yarım milyon insanı kaybettiler etkileyici olan ise özgürlük için dillerin farklı olması değil. Bunları düşünürken çölde ilerlemeye devam ettik ve uçsuz bucaksız bir sahile geldik o kadar bakirdi ki her şey sanki dünya yeni kurulmuş ve bizlerde ilk insanlarız gibi hissettik. Tabi gidilen yer çöl olunca kahvaltımızı aperatif yapmıştık. Küçük bir sahil kasabasında bir restoranda öğle yemeği yedik ve sonra çölde ilerlemeye devam ettik. Angola turizm bakanının doğduğu ve yaşadığı köyüne gittik. Akşam yemeği için köyden ayrıldık bir restoranda gittik yemek sonrası tekrar hava alanına geri döndük Luanda dönerken her insanın hayatın da bir kerede olsa çölün ortasında olması lazım dedim kendi kendime.

Üçüncü gün ise otelde personel ile arkadaş olmuştuk ve mutfağa girmek için izin istedim. Otel müdürü neden olamasın dedi tüm ekip gerçekten melemeni çok özlemiştik. Otelin şefi bir Fransız’dı omlet Fransızlar için çok önemlidir. Bende Türklerin en sevdiği omletin melemen olduğundan bahsettim. Beraber melemen yaptık. Tüm ekip o gün mutlu oldu şef ise bu omleti kesin menüme koyacağını söyledi. Bugün ki yolculuğumuz golf turnuvasının yapılacağı Mangais Golf Resort çok büyük bir araziye kurulmuş vahşi doğa ile iç içe harika bir golf alanı birçok golf sahasını geddim ve yapay yapılan göller ve tümsekler gördüm ama burada her şey doğal ve yapay değildi golf oynamak hiç bu kadar heyecan verici olamayacak diye düşünüyordum. Etkinlik için gereken notları aldıktan sonra Caboledo’ya gittik. Caboledo farklı karakterlere sahip muhteşem koylara sahip bir bölge. Koylardan bir tanesinde su oldukça sakinken iki koy ötesi sörfçüler için cennet niteliğinde dalgalara sahip bir yer. Eko turizm ve bungalov resort’larının ön plana çıktığı bu bölge yaz turizminin her çeşidi için adeta bir turist mıknatısı.

Oradan ayrılırken çok acıkmıştık ve şehir merkezin de bir Brezilya restoranına gittik harika etleri vardı. Artık gezilerimiz şehre doğru geldi. Daha gezilecek çok yer vardı fakat etkinliğimizin zamanı yaklaşıyor ve çalışmamız gereken bir konu vardı. Ertesi sabah birkaç AVM gezdik ve oldukça lüks yerler gördük. O gün konferans merkezinde geçti akşam ise şehirde Angolalı birçok ünlü sanatçıların çıkacağı bir konser vardı. Ve geceye katıldık. İnsanlar harika bir şekilde eğleniyor ve bizlere sıcak ve samimi yaklaşıyor. İstanbul’dan gitmeden önce birçok yazı okumuştum yazılanların tam tersi birçok şey yaşadık bence artık Angola turist karşılamaya hazır duruyordu.4 gün boyunca golf turnuvası gala geceleri ve dünya turizm formu gerçekleşti harika bir organizasyon oldu ülke için bir çok yatırım ve turizm hareketleri konuşuldu anlaşmalar. Bayağı bir yorulmuştuk etkinliğin son günü gala gecesi ödül töreni ve Fashion Show vardı muhteşem bir gala gecesinin sabahı del marda sahilde güneşlendik Atlantik Okyanusu’nun tadını çıkardık. Aslında Angola için bahsedilecek çok daha fazlası var hediyelik turist pazarlarınızda gezdik turistik imkanlarının  çok fazla olması bu şehri yatırımcılar ile daha da muhteşem olacağının hep rüyasını gördüm Angola da geçirdiğim süre içerisinde tavsiyem ise şimdi den tatil planlarınızın içerisinde bir Angola da olsun özellikle batı da ve Avrupa’da kış yaşanırken Angola’da güneş insanların içini ısıtıyor bilmenizi isterim yazı benim kadar sevenler için harika bir fırsat derim bir daha ki  dünya turizm etkinliğinde görüşmek üzere.

Yusuf Cihan Süslü

Event News Köşe Yazarları’nın görüşleri kendilerine aittir. Event News, tüm dünya görüşlerine, yaşam tarzlarına, kişisel seçimlere ve fikirlere eşit mesafede yayın politikasına sahiptir.

Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -

Event News Online | 2019-2020 | Sitede yer alan haberler telif hakları yasası kapsamında koruma altındadır. İzin alınsa dahi kaynak gösterilmeden kullanılamaz.